anne&emre-log

-gözlerin çok acısa, ne yapardın?
-annemin ya da babamın öpmesini isterdim.küçükken tabi..
-büyüdüğünde gözlerini kim öptü, acıdığında?
-hmm, baban..yani çoğunlukla o öptü.
-ben senden başkasına öptürmeyeceğim.
-ama hastayım, yavrum.öpmesem?
-olsun, ben alırım, zaten öskürüyorum hep...
- :(


anne&emre-log

jr., hiç giyinmez en fazla giydiği bir atlet ve uzun kol ince t-shirt'tür. Genelinde alt çıplaktır!
sabah kalkılır. hava açıktır ve planlarımız önceden yapılmıştır. pazar günü kahvaltının ardından anne yukarı çıkar, çığlık atar. eriyen kar suları tıklaı gider'den akamayınca; terasın tahtalarını çözüm olarak görmüş ve aralarına sızmak suretiyle içeriyi basmıştır.
netice,
baba, gideri açmakla uğraşır.
anne, sistemde lojistik desteği sağlar.
jr., her yanı açık olması sebebiyle terasa çıkarılmaz ve anne şart koşar; ' giyin gel! ama kalın giyin!ciddi bir mesele bu!'
jr. mızmızlanarak aşağı iner. takribi beş dakika içinde geri gelir. boynunda papyon-kravat ve h&m'den aldığım pamuk fuları vardır.geri kalan herşey eskisi gibidir.
anne; gülmekten konuşamaz.jr. , annesinin sorusunu anlar ve yanıtlar.
-ciddi dedin, kravatı taktım.papyonu da görünce gül istedim.ama atkıyı üşürüm diye taktım....

anne&emre-log

haftasonu kar yağar, yağar, yağar
jr hastadır ve dışarı çıkma ihtimali olmadığının farkındadır.

-arkadaşlar bir plan yapalım da bütün gün sıkılmayacağımızı bilelim, der.
anne & baba kanepede birbirlerine sokulmuş oturuyorlardır. ellerini birbirine çarparak;
-hareket edin uyuşukluk yok! zamanınızı boşuna harcarsanız, yarın işte beni düşünüp içiniz üzülür.
-?!!??!

anne&emre-log

haftasonu kar yağar, yağar, yağar.
oyunlar da tükenmiştir. 'yemek vakti' diye anne seslenmez.

-anne, yoğun kar uydularla bağlantıyı da kesmiştir.galaksiden de televizyondan da belgesel bile izleyemeyiz, bırak çizgi filmi.senin fikrin var mı? mesela yemek yapsan, yesek???
-:)))))))))

anne&emre-log

-anne, sıkılıyorum.
-oyun yaratalım.
-ondan da sıkılırım.
-bilemezsin ki, deneyelim.
-beni izlemiyor musun? uzun zamandır denedim, ama olmuyor işte, yaklaşık 7 saattir bunu denedim.
fırsatını yakalayan anne sorar:
-uyusak?
-uyumaktan çoktan usandım ben anne.onu hiç düşünme
-:)))))))

sen doğalı..

sevgili oğlum,
sen doğalı 49 ay yani 210 hafta bu demek oluyor ki her aldığın değerli nefesinle artan 2.122.146 dakika geçti.
Şu ara mütemadiyyen, avucuna alarak yüzümü konuşuyorsun ya, o halde bana "annecim acaba bu dakikaların yüzde kaçını benimle etkin ve efektif geçirdiğimi" sorduğunu düşünüyorum..bu düşünceden kendimi alamadığım gibi oluşan suçluluk duygusunu bastıramıyorum da..
ne isterdim biliyor musun? basit biri olmayı, senin geleceğinle ilgili kaygı duymadan _yüklenmiş birdolu kurumsal hayat zırvalıklarını düşünmeden_ sadece seninle bütünleşebilmeyi isterdim..
ama yapamıyorum.

bu basit anne'n, en çok gece boyunca seninle zaman geçiriyor, hastalanmaman için dua ediyor, oynarken-glerken-non_stop konuşurken seni dinliyor....malesef bu dakikaları bu kadar değerlendirebiliyor..

mızmız annen
-tam tren raylarını kurmustu mehmet yavuz.
-ee?
-ben de bir anda tren olduğumu hayal ettim. başladım çufçuflamaya...
mehmet yavuz kaba kaba bir seslendi: "naaapıyosun yaaaaaaa" diye
düşün anne, "yaaaaa" kelimesini kullanıyor, ne ayıp.
ben zevkimi ala ala rayların üzerinde gidemedim.
-'yaaaa' kelimesi ayıp mı?
-hmmm, ben kullanırsam değil, çünkü ben başka anlamda kullanıyorum
:D
-yok yaaaa...
-bak seninki mehmet yavuz'dan da kötü!dikkat et, utandırma beni!
-?!!??!